"Başkalarında gördüğümüz her iyi davranışı kendi hayatımızda da uygulamak, her kötü davranışı ise yapmaktan kaçınmak!" Güzel bir ahlağın şifresi olan bu sözler bir yönüyle dergimizin de temel yayın ilkeleri arasında. Sanat konuşulurken "Sanat için sanat" mı "Halk için sanat" mı, diye düşünüle dursun; dergimizin de dahil olduğu medya alanında bu, her zaman halk içindir.
Sevgili Ümit Dostları,
Bizler de bu amaçla güzel olarak gördüğümüz her şeyi dergimize alıp sizlere yetiştirmek istiyoruz. Gel gör ki, 44 sayfa hemencecik doluveriyor. İnanın, bizlere birbirinden güzel çok sayıda mektup, resim ve fotoğraflar geliyor. Bunların hepsini yayınlasak dergide onlardan başka bir şey göremeyeceksiniz ve bu, her ay bu şekilde devam ediyor.
Sayfalarımızdaki yerler belki sınırlı, ancak gönüllerimizde her birinizin ayrı ayrı yeri var ve biz bununla mutlu oluyor, bununla kendimizi zengin hissediyoruz.
Son haftalarda üst üste dramlar yaşandı yakın veya uzak çevremizde. O dramlarda zarar görenler toplumumuzun bir parçası, içimizden birileriydi. İki şekilde davranışla karşılaştık bu esnada. Birileri oluşan acıyı adeta yüreğinde hissetti, diğer bazıları ise "neme lazım" dedi ve umursamadı bile olanları. Adeta kabuklarına çekildi. Bu ay sizlerle paylaşmak istediğim hikayecikteki kaplumbağa gibi. Bir hikaye, bu kişilerin kendilerini hapsettikleri bencillik surlarını yıkıp onların vicdanlarına ulaşacak mı, bilemiyorum! Ama kesin olarak bildiğimiz bir şey var. Dünya, eskisi gibi büyük değil ve kötülükler dünyamız için çok fazla.
Minik kaplumbağa başı üstünde bir karaltı gördü, hemen kabuğuna çekildi. Az önce yanında duran kurbağanın acı acı vraklamaları geldi kulağına. Bir atmaca onu kapıp havalanmıştı. "İyisi mi kabuğumdan çıkmayayım" dedi. "Belki atmacalar çift olarak ava çıkmıştır." Kabuğu onu ne olursa olsun korurdu. Az sonra bir sarsıntı oldu. Ne olduğunu anlayamadan hayatında ilk defa böyle güzel bir his kapladı içini. Başını biraz çıkardı. Uçuyordu. Başka bir atmacının pençeleri arasında! "Kabuğum beni korur!" diyecekti ama atmaca onu birden kayalıkların üzerine, bir bombardıman uçağının bombalarını hedefine bıraktığı gibi, salıverdi. Atmaca kabuğu kırmanın yolunu çoktan bulmuştu.
|